Dolar 32,5300
Euro 34,6715
Altın 2.496,78
BİST 9.691,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 19°C
Az Bulutlu
Muğla
19°C
Az Bulutlu
Per 19°C
Cum 13°C
Cts 18°C
Paz 20°C

ALIN YAZISI

6 Mart 2024 10:05
138
A+
A-

Halk arasında hep söylenir insanın alnında ne yazıyorsa o olur, onun ötesine geçilmez diye.

Peki nedir alın yazısı?
İnsanın yazılı bir kaderi var mıdır gerçekten?
Özgür irade nedir?
Nereye kadar insanın elinde yaşadıkları?
Yaşamımızın mimarı mıyız yoksa kaderimiz neyse onu   yaşayan mıyız ?

Herkes bu konuya farklı bir açılardan bakmış ve diğerinin söylemine kulak kapatmış. Oysa herkes kendi baktığı  açıdan  doğru söylemiş ama eksik söylemiş. Gelin biz her açıdan bakmayı deneyelim bu konuya.

NEDİR ALIN YAZISI ?

Alın yazısı, daha doğmadan önce insanın başına gelecek şeylerin Allah’ın takdir etmesidir.  Buna kader de deniyor. Bu nedenle önce kader kavramını doğru anlamamız gerekiyor.

‘Kader’; ölçü, ilke, kural, düzen, takdir, ahenk demektir. Kur’an kader kelimesini hep bu anlamda kullanır.

Kuran iki türlü kader anlayışından bahseder. Birincisi mutlak kaderdir. Allah kâinatta olmuş ve olacak bütün olasılıkları yaratmıştır.Bu, evrende mevcut olan her şeyin ayrı  müstakil bir varlık olmadığı, her varlığın evrensel kurallara tabii olduğunu Kuran ile bildirmiştir.

Allah her şeyi bilendir. Çünkü tüm varlıklardan işleyen O’dur. Bunu enam süresi 59. ayetten anlıyoruz.

Zira gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır; onu başkası değil, yalnızca O bilir. O, karada ve denizde olan-biten her şeyi bilir; hiç bir yaprak düşmez ki O bunu bilmesin; yerin derinliklerinde bir tek tohum, yaş-kuru hiçbir şey yoktur ki O’nun apaçık yasasına dahil olmasın.
(ENAM SÜRESİ 59)

Birde insanın kendine özel bir sistemi ve bir kaderi vardır ki işte bu insanın değişebilir olan kaderidir.

İnsan olmak, içinde yaşadığımız sistem ve bir program üzere bu dünyada olmak mutlak kaderin gereğidir. Fakat  nasıl bir insan olacağımız ve yolu nasıl yürüyeceğimiz bize bağlıdır. İnsan içinde bulunduğu bilinç durumuna ve anlayışa göre uygun olanı, yaratılmış olasılıklar arasından kendi alanına çeker ve onu yaşar.

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”  (Hadis)

Bu hadisten de anlaşılacağı gibi her insan bir programla (fıtratla) dünyaya gelir ve içinde bulunduğu toplum ona bir elbise giydirir. İşte bu elbise insanın kozası gibidir.

Her insan kendi fıtratına uyanıncaya kadar, bir kozanın içinde, zan dünyasında yani rüya aleminde yaşar. İnsan bu süreçte kendi gerçeğinden habersiz  azap içinde yaşar.

“Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.” (İsra,13)  Bu ayettende anlaşılacağı  gibi insanın çabası onu kendi gerçek kaderine götürecek olan tek şeydir.

İnsan ancak, hakikati anlayıp kendi gerçeğine uyandığında,  fıtratındaki kaderi yaşamaya başlayabilir.

Öz benliğine gelen kişi tekliği deneyimlemeye başlar ve kendi üst ihtimalini yaşama hakkını kazanır. Yani ölmeden önce ölerek yeni bir bilince uyanır.

Bu konu, tasavvufta Rabbine dönme, diğer farklı kültürde ise üst bilince erişim veya öz benliğe uyanış gibi kavramlarla anlatılır. Kısacası bugüne değin, islamiyet dahil tüm kadim bilgelik öğretileri, her insanın kendine özel  yürümesi gereken bir yol olduğunu anlatmışlardır.

Aydanur Aktaş HIRA

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

*

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir